rock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rock etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2014 Pazar

Uzay Yolları Taşlı - Bubituzak

Bubituzak'ın ilk albümü "Uzay Yolları Taşlı" yaklaşık 1 ay kadar önce çıktı. Zaten son zamanlarda canlı kayıtları bol bol dönmeye başlamıştı nette. Özellikle (albümde ismi "Kim Kime Kim" olan) "Kulaç" şarkıları da "bir Karnaval radyosu" olan Zeplin'de (çeşmeye reklam almaya başladık artık, başka türlü kiraları ödeyemiyoruz ... şaka şaka, yok öyle bir şey) sık sık çalınıyordu. Ardından geçen yılın sonları, bu yılın başları gibi albüm tanıtım videosunu paylaştılar sitelerinden. Daha önceden sadece netten 1-2 şarkılarını dinleyebilmiş, İstanbullu olmayan ve dolayısıyla ilk albümü henüz hazırlık aşamasında grupları internet haricinde dinleme şansı çok olmayan bir Ankaralı olarak "Uzay Yolları Taşlı" sevdiğim-seveceğim bir albüm tadı veriyordu tanıtımında. Hani Ayyuka'nın ilk albümündeki gibi bir müzik, yine benzer bir tatta, aşk, meşk, yalnızlık falan filan anlatmayan sözler (o türden şarkılar da kendi içlerinde, bazı şarkıcıların dilinde güzeller şimdi, haksızlık olmasın), felsefi, yoğun anlamlar içerme peşinde koşmayan görseller (bknz. hemen altta albüm kapağı)...

1 Aralık 2013 Pazar

Ayyuka - Kiracı Odaları


Ayyuka'nın romantiklere, klasik aşk şarkılarını sevenlere, yarınlara umutla bakanlara, melankoliklere, duygusallara, iç huzurunun peşinde koşanlara hitap etmeyen şarkılarıyla ilk tanışmamızdan beri yıllar geçti. İlk albümlerinde "Küçük kız sıkıldı oğlanından. 'Olmaz' dedi oğlan, 'sen benimsin bırakmam'. Kız gitti, oğlanın gözü yaşlı. Bir toz bulutu bile çıkmadı gayrı..." diyerek yakalamışlardı bizi. Ardından "...Tersi dönmüş kara fatma, zıplaması mümkün değil. 'Ya ez' diyor, 'ya ters çevir'. Halim öyle böyle değil..." ile hitap ettikleri kitlenin haricinde kalanları iyice elediler. İçinizden geçenlere tercüman olan şarkılar değildi onlarınki, kendinizi ifade etmek, kendinizi bulmak için dinleyemezdiniz Ayyuka'yı. Daha çok aslında geniş çerçevede olanları vuruyordu yüzünüze. Aşk şarkılarının ismi "Aksi" ydi ve "... sen karadan gel bana, ben denizden kaçayım. Sen büyü beyaz köşkte, ben bahçene kusayım..." diyordu, "Dünya Hali" nde "...kah balıktım susuz çölde, kah deveydim deniz dibinde..." ile uyumsuz olmanın keyfini (!) sürüyordu (Sarkastik olmaya çalıştım da, sarkazm yaptığımın belli olmama ihtimaline karşı parantez içinde ünlem koydum. Yapamayabiliyorum çünkü bazen sarkazm, ciddiye alanlar oluyor, absürd bir resim çıkıyor ortaya).



16 Mart 2013 Cumartesi

18. ODTÜ Rock Şenliği - Büyük Ev Ablukada, Milankundura, Fil Bizim İşimiz

Bir ODTÜ Rock şenliğini daha bitirdik bu akşam. Bu sene kısmet ilk gün ve son güne oldu, ona rağmen harika konserler dinledik. Yani dinledik derken, bugün biraz tek başıma kaldım. Söz konusu Büyük Ev Ablukada olunca, bir de cuma akşamı olmasının etkisiyle 2-3 gün önceden tükenmişti biletler. Birlikte gidelim diyen pek çok kişi eşlik edemediler bana bu konserde. Bir de tek başıma kaldım derken de nasıl bir olumsuz elektrik varsa üstümde, onlarca insan ayakta kaldı, oturacak yer bulamadılar, benim sağımdaki de solumdaki de iki koltuk boştu, kimse gelip oturmadı yanıma. Çok da itici bir insan değilimdir aslında, insanlar neden ayakta kalmayı, merdivenlere oturmayı benim yanımda oturmaya tercih ettiler tam kavrayamadım.


14 Mart 2013 Perşembe

18. ODTÜ Geleneksel Rock Şenliği - Gevende, Kafabindünya, Mutrib




Bir ODTÜ Geleneksel Rock Şenliği serüvenini daha dün akşam başlattık. Yani ODTÜ MT (Müzik Toplulukları) başlattı, biz hemen hemen her yıl olduğu gibi seyirci olarak yerimizi aldık. Bu sene konser takvimi açıklandığı anda bende büyük bir heyecan yaratmıştı çünkü gerek her günün son grubu, gerekse de ön grupların çoğu sahnede dinlemeyi çok izlediğim gruplardı. Yan taraftaki listede görüyorsunuz zaten, ne kadar başarılı bir liste olduğu, dinleyenin zevklerine göre değişir tabii; ama benim açımdan baya heyecan verici bir program. Tabii geçen senenin şenliği Korhan Futacı, Yasemin Mori ve ön grupları ile yine güzel bir şenlik yaşatmıştı bize. Bu senenin en büyük sıkıntısı artık çalışıyor olmak oldu. Geçen senelerde rahat rahat dinliyorduk; oysa bu sene ilk konserin başlangıç saati de son konserin bitiş saati de önemli bir hal aldı. Biletleri satan çocuğa konser saatlerini sorduğumda kapının 4'te açılacağını, son grubun da büyük ihtimalle 8 civarı çıkmasını beklediklerini; ama konserlerde illa ki sarkma olacağını söyledi. Hal böyle olunca bizde hesaplamalar başladı, saat 6'da ODTÜ'de olabilsek, ilk gurubu kaçırmış olsak, bir şeyler atıştırsak... Aynı bu şekilde de başladık ilk güne. Saat 6'da bir şeyler atıştırıp Mimarlık Anfisi'ne geçtik. En azından ikinci gruba yetişmiş olmak istiyorduk çünkü ikinci grup post-rock tarzları ile Türk rock grupları arasında ayrı bir yerleri olan Kafabindünya'ydı. Tabii Rock Şenlikleri geleneğini bozmadı, saat 6'da gittiğimizde hala daha kapı açılmamıştı. Saat 7 gibi kapı açıldı, saat 7.30 gibi ilk grup Mutrib sahneye çıktı.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Deli Bando - Yasemin Mori




Yasemin Mori'yi ilk albümü "Hayvanlar" ve albümün çıkış parçası "Nolur, nolur, nolur" ile tanımıştık, yaklaşık 4 yıl kadar önce. Rock müziğinin tekinsiz, saykodelik tınılarında dolaşan şarkıları çabucak dillere dolanmıştı. Hele bazı şarkı sözlerinin ne kadar güzel bulduğunu sosyal medyada paylaşan Türkçe hocalarımız oldu. Hele ki "Bırak bu Rock'n Roll'u" şarkısı, Korhan Futacı abimizin saksafonuyla eşliği sayesinde dinledikçe dinlenen bir şarkı oldu çıktı. Aslında ayrım yok; Hayvanlar her şarkısında bambaşka bir tat bırakan güzel bir albümdü.

Yasemin Mori'yi keşfettik, fakat uzunca bir süre canlı dinlemek için fırsatımız olmadı. Yurt dışında okumanın dezavantajı, uzunca bir süre kayıtlarla yetinebildik ancak. "Serbest Müzisyenler ve Yapımcılar Derneği" nin 1. konserinin kaydı, kendisini (klipleri haricinde) sanıyorum ki benim canlı gördüğüm ilk kayıttı. Sonra şansımıza 17. ODTÜ Rock şenliklerinde çıktı. Enfes bir konserdi; en güzeli de "Hayvanlar" albümünde olmayan pek çok şarkı söylemesiydi. Yaklaşık 1 hafta kadar önce "Deli Bando" adı altında çıkan albüm, en az ilki kadar efsanevi olacağını belli ediyordu. Temmuz ayında albümün ön planda şarkılarından biri olan "Dünya" nın klibi yayınlandı. Uzunca bir süre merakla ve hevesle bekledikten sonra da "Deli Bando" geldi.



Yukarıda da belirttiğim gibi; en az ilki kadar başarılı bir albüm "Deli Bando". Hatta ilk albümdeki şarkılar tını bakımından birbirlerine az çok yakındılar. Bazen 1-2 şarkı üst üste dinlenince uzun tek bir şarkı hissiyatı yaratabiliyordu. Oysa bu sefer her şarkının ayrı bir tadı var. Klibini aylar önce izlediğimiz "Dünya", 2 albümün toplamında iyimser bir tatta olan, karanlık bir ton içermeyen ilk ve tek şarkı. Albüme ismini veren "Deli Bando", gerek ismi, gerekse şarkı sözleri dolayısıyla bir delinin kafasının içinde dolaşıyormuşuz hissiyatı yaratıyor. Özellikle Boğaziçi Caz Korosu'nun eşliği bu hissiyatı baya bir güçlendiriyor. Korhan Futacı abimizin eşliği, etkisi, katkısı da pek çok şarkıda, saykodelik bir ton yaratmak konusunda kendini gösteriyor. Zaten kendisi saksafonuyla yine bazı şarkılara eşlik ediyor (fakat bu sefer "Bırak Bu Rock'n Roll'u" ndaki kadar ön planda bir solosu yok, ne yazık ki).

"Saykodelik rock" olarak tanımlamak doğru mu bilemiyorum; şayet doğruysa "saykodelik rock" ın günümüzdeki en başarılı sanatçılarından biri Yasemin Mori. İster yeni albümler olsun, ister yeni şarkılar ya da yeni konserler; kendisini her türlü heyecanla bekliyoruz. Yeter ki bize hayal dünyasını olabildiğine açsın.

24 Temmuz 2012 Salı

Replikas - Biz Burada Yok İken



1964 yılında, Yugoslavya'da yapılan Balkan Melodileri Festivali'ne Tülay German, Türkiye'yi temsilen Tanju Okan ve Erol Büyükburç ile katılmış ve Burçak Tarlası'nı söylemiş. Bazılarının ODTÜ - Bahar Şenliklerinde eski 45'likler olarak tanıdığı, Nefes'te her hafta bir akşam benzer bir program ile çıkan Murat Meriç'in söylediğine göre çok beğeni toplayan bu parça, Türkiye'ye dönüşte kayıt edilmiş ve çok satmış. Tülay German'ın "Burçak Tarlası" ile gelen başarısını pek çok isim takip etmiş, geliştirmiş ve ortaya zamanında "Anadolu-Pop" olarak adlandırılmış, günümüzde "Anadolu-Rock" olarak nitelendirilen müzik türü çıkmış. Moğollar başta olmak üzere Ersen ve Dadaşlar, Dervişan, Haramiler, Üç Hürel, Selda Bağcan, Cem Karaca, Barış Manço, Fikret Kızılok, Erkin Koray, Edip Akbayram gibi pek çok isim Anadolu-Pop tarzında enfes şarkılar ortaya koymuş ve çok sevilmişler. Günümüzün en başarılı rock gruplarından biri olan Replikas, 2012 yılında, "Biz Burada Yok İken" adıyla bu eski Anadolu-pop şarkılarına bir nevi saygı albümü çıkardılar.

1990'larda birlikte çalmaya başlayan birkaç arkadaşın kurduğu, 2000'lerde tam şeklini alan Replikas, ilk albümünü de 2000'de çıkartır. 2002'de Roxy müzik ödülünü kazanırlar. 2012'ye kadar, bir tanesi besteledikleri film müziklerinden oluşan toplam 5 albüm yayınladılar. İsmini  Karacaoğlan'ın "Sual eylen bizden evvel gelene/ Kim varmış biz burada yoğ iken" sözlerinden alan "Biz Burada Yok İken" 6. albümleri. Albüm, farklı sanatçıların zamanında bestelemiş olduğu 11 tane parçanın yeniden yorumlanmasından oluşuyor.

Albümde en çok öne çıkan parçalar benim için 1968 yılında Haramiler grubu tarafından seslendirilmiş "Aya Bak Yıldıza Bak" parçası(nın yeniden yorumlanmış hali), 1972'de Barış Manço ve Kurtalan Ekspres tarafından seslendirilmiş "Ölüm Allahın Emri" ve 1967 yılında Cem Karaca ve Apaşlar tarafından seslendirilmiş "Suya Giden Allı Gelin". "Aya Bak Yıldıza Bak" albüme çok iyi bir başlangıç sunuyor. Şarkıların yorumlarının güncel tarzda ne kadar başarılı yorumlanırken özünün de yıpratılmadığını gösteriyor. Özellikle 2. gitar solosu bölümünü her dinlediğimde müziğin sesini açıp o an yaptığım işe 5-10 saniye ara veriyorum. "Suya Giden Allı Gelin" ve "Hudey Hudey" parçaları, tanıyanların Softa grubundan bilecekleri Ece Özey'in düeti ile şenleniyor, baya bir güzelleşiyorlar.


"Ölüm Allahın Emri", Barış Manço'ya duyduğum büyük sevgi yüzünden sanırım albümde hakkında olumsuz hisler beslediğim tek parça. Yiğidi öldürüp hakkını vermek gerek; özellikle Cahit Berkay'ın yaylı tanbur ile eşliği ile müzikal bakımdan şarkı harika olmuş. Elektro gitar-bateri-bas üçlüsünden alışık olduğumuz rock tınıları ve yaylı tanbur'un uyumu ve müziklerin şarkının esenliksiz havasını yansıtışı enfes. Fakat bir yandan da solistin sesi bir o kadar hayal kırıcı. Barış Manço'nun kalın, bas sesinden alışık olduğumuz şarkıyı, Replikas'ın solistinin nispeten daha ince sesinden, tane tane bir telafuzla dinleyince biraz ruhu ölmüş gibi hissediyor insan. Tabii şarkının asıl halini benim kadar çok sevmiş, dinlemiş olmayanlarınızın albümde en çok beğeneceğine inandığım parça da bu.

Şarkıların yanında albümün tasarımı da ayrı bir güzel. Murat Meriç tarafından yazılan iç yazılar, her bir şarkı ve şarkının bestecisi ile ilgili çeşitli bilgiler veriyor. Aynı zamanda bir tane de Anadolu-pop müziğinin doğuşu, gelişmesini günümüze getirene kadar anlatan (benim de ilk paragrafta alıntılar yaptığım) bir sayfa var. Tabii tüm bunların, şarkılarla ilgili bilgilerin ve bu son sayfanın birer tane de İngilizce kopyaları var.

Albümde yer alan şarkıların ve şarkıları asıl besteleyen-söyleyenlerin listesi şu şekilde:
Aya Bak Yıldıza Bak - Haramiler
Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum - Moğollar
Köprüden Geçti Gelin - Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü
Hudey Hudey - Cem Karaca ve Apaşlar
Kaşık Havası - Silüetler
Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm - Ersen ve Dadaşlar
Ölüm Allahın Emri - Barış Manço ve Kurtalan Ekspres
Çiçek Dağı - Erkin Koray Dörtlüsü
Suya Giden Allı Gelin - Cem Karaca ve Apaşlar
Panayır Günü - Timur Selçuk Orkestrası (Melih Kibar bestesi)
Sür Efem Atını - Mazhar ve Fuat

Replikas ile ilgili daha çok bilgi için: http://replikas.com/v4/