Odtü Geleneksel Rock Şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Odtü Geleneksel Rock Şenliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2013 Cumartesi

18. ODTÜ Rock Şenliği - Büyük Ev Ablukada, Milankundura, Fil Bizim İşimiz

Bir ODTÜ Rock şenliğini daha bitirdik bu akşam. Bu sene kısmet ilk gün ve son güne oldu, ona rağmen harika konserler dinledik. Yani dinledik derken, bugün biraz tek başıma kaldım. Söz konusu Büyük Ev Ablukada olunca, bir de cuma akşamı olmasının etkisiyle 2-3 gün önceden tükenmişti biletler. Birlikte gidelim diyen pek çok kişi eşlik edemediler bana bu konserde. Bir de tek başıma kaldım derken de nasıl bir olumsuz elektrik varsa üstümde, onlarca insan ayakta kaldı, oturacak yer bulamadılar, benim sağımdaki de solumdaki de iki koltuk boştu, kimse gelip oturmadı yanıma. Çok da itici bir insan değilimdir aslında, insanlar neden ayakta kalmayı, merdivenlere oturmayı benim yanımda oturmaya tercih ettiler tam kavrayamadım.


14 Mart 2013 Perşembe

18. ODTÜ Geleneksel Rock Şenliği - Gevende, Kafabindünya, Mutrib




Bir ODTÜ Geleneksel Rock Şenliği serüvenini daha dün akşam başlattık. Yani ODTÜ MT (Müzik Toplulukları) başlattı, biz hemen hemen her yıl olduğu gibi seyirci olarak yerimizi aldık. Bu sene konser takvimi açıklandığı anda bende büyük bir heyecan yaratmıştı çünkü gerek her günün son grubu, gerekse de ön grupların çoğu sahnede dinlemeyi çok izlediğim gruplardı. Yan taraftaki listede görüyorsunuz zaten, ne kadar başarılı bir liste olduğu, dinleyenin zevklerine göre değişir tabii; ama benim açımdan baya heyecan verici bir program. Tabii geçen senenin şenliği Korhan Futacı, Yasemin Mori ve ön grupları ile yine güzel bir şenlik yaşatmıştı bize. Bu senenin en büyük sıkıntısı artık çalışıyor olmak oldu. Geçen senelerde rahat rahat dinliyorduk; oysa bu sene ilk konserin başlangıç saati de son konserin bitiş saati de önemli bir hal aldı. Biletleri satan çocuğa konser saatlerini sorduğumda kapının 4'te açılacağını, son grubun da büyük ihtimalle 8 civarı çıkmasını beklediklerini; ama konserlerde illa ki sarkma olacağını söyledi. Hal böyle olunca bizde hesaplamalar başladı, saat 6'da ODTÜ'de olabilsek, ilk gurubu kaçırmış olsak, bir şeyler atıştırsak... Aynı bu şekilde de başladık ilk güne. Saat 6'da bir şeyler atıştırıp Mimarlık Anfisi'ne geçtik. En azından ikinci gruba yetişmiş olmak istiyorduk çünkü ikinci grup post-rock tarzları ile Türk rock grupları arasında ayrı bir yerleri olan Kafabindünya'ydı. Tabii Rock Şenlikleri geleneğini bozmadı, saat 6'da gittiğimizde hala daha kapı açılmamıştı. Saat 7 gibi kapı açıldı, saat 7.30 gibi ilk grup Mutrib sahneye çıktı.

17 Mart 2012 Cumartesi

17. ODTÜ MT Geleneksel Rock Şenlikleri - Yasemin Mori ve Kara Orkestra

Buz gibi bir Ankara gününde, festivalin dördüncü gününde, ilginç insan Yasemin Mori'yi dinlemek amacıyla ODTÜ'deydik Deniz ile. Gezdik, dolaştık, Pınar'ın sınıfına gittik, yemek yedik...

Kapı açılış saat 16.00'da yazıyordu. Gittik sorduk, 17.30'da açılır dediler. Saat 18.45'de Deniz isyan etti, yeter artık, bilet paramızı geri alalım, gidelim, böyle rezillik olmamalı diyordu. Son bir 10 dakika bekleyelim dedik, 19.00'a doğru açtılar çok şükür kapıları. 2 gün önce Burak-ben-Pınar oturduğumuz koltuğun hemen yanındaki koltuğa bu sefer Deniz-ben-Pınar oturduk ve başladık beklemeye. Konserlerden bahsetmeden önce Müzik Topluluğu'na 1-2 giydirmek lazım. Bizi bunca saat kapıda bekletmeleri ilk olarak çok çirkindi. Bir şirket organizasyonu olsaydı insanlar isyan eder, yıkarlardı orayı. Öğrenci etkinliği olunca kendince şikayet edenler haricinde sorun çıkartan olmadı. Fakat yani yıllardır bu işi yapan adamlar, 17. festivali düzenliyorlar ve 17. festivalin de 4. gününde. Hala daha söyledikleri saatten 1.5 saat sonra açıyorlar kapıyı. Hem de ne bir özür dilemek, ne bir açıklama yapmak var. Kapı ne zaman açılacak diye soruyoruz, soundcheck bitince diyorlar. Yani soundcheck'in ne kadar süreceğini tahmin edemeyen adamların müzik topluluğunda işleri ne. afişe kapı açılış 4'te yazacağına 6'da yaz, soundcheck yetişmesin 7'de aç kapıyı, yine bir seviye. Ses sistemindeki bozukluklar (vokallerin sadece bir taraftaki hoparlörlerden gelmesi, vs.) konusunda topluluğa bir şey söylemenin çok anlamı yok, sonuçta söz konusu olan mimarlık anfisinin sıkıntıları, topluluğun değil. Fakat elektrik aksamındaki sorunlar, her grubun her şarkısında sesle ilgili taleplerde bulunması (sanki soundcheck alınmamış gibi), sahnede tüm festival boyunca müzik topluluğundan birilerinin sürekli bir şeylerle uğraşması, bir şeyleri düzeltmesi... ODTÜ Müzik Topluluğu'na yakışmayan, çok amatörce sorunlarla dolu bir festivaldi bence.

İlk grup olan Bitter çoğunlukla yabancı ağırlıklı gittiler (Its My Life, Take Me Out, Englishman in New York). Arada birkaç tane de kendi bestelerini çaldılar. Yaş olarak biraz küçük olmalarından dolayı haklarında gereksiz yorumlarda bulunanlar oldu (benim arkamda oturan küçük beyinli arkadaş gibi) fakat gerek çaldıkları her parçayı çok başarılı ve baya dinamik bir şekilde çalmış olmaları, gerekse de solistin ölçülü ve sempatik tavırları ile benden tam not aldılar. Kendi besteleri olan şarkılar da fena değildi. Albüm çalışması içindelermiş, sanıyorum ki başarısız bir albüm olmayacak bu. Tek sorun konser bittikten sonra solistin "biz sizinle bir hatıra fotoğrafı çektirmek istiyoruz, herkes ellerini havaya kaldırabilir mi?" deyip seyirciyi fona alarak resim çektirmesiydi. Biraz amatörcene bir hareketmiş gibime geldi benim.

İkinci çıkan Mis Pis değişik bir gruptu. Gençler tip olarak baya ilginçti, takma bıyık takmış gibi duruyordular. Tamamen kendi bestelerini çaldılar. Besteleri kötü değildi, fakat açıkçası ben beğenerek dinlediğimi de söyleyemem. Böyle arada çalmayı bırakıp birkaç saniyede 1 nota basarak bir tarz gösterisi yapmaya çalıştılar ama bence çok da etkili bir sahne performansı değildi. Bir de seyirciye arkalarını dönmeleri, birbirlerine öpüşecekmişcesine yaklaşıp sallanmaları falan filan... Ben bir yerde konserleri olduğunu duysam gitmek için heyecanlanmam yani.

Üçüncü çıkan On Your Horizon sanıyorum ki Burak için en büyük hayal kırıklığı olacak: Baya başarılı bir post-rock grubu vardı sahnede. Klasik gitar-bas-bateri üçlüsüne bir de çello eşlik ediyordu ve baya iyi bir performans gerçekleştirdiler, baya alkış aldılar. Dediklerine göre klaviye gibi birkaç alet daha varmış fakat bu akşam göremedik onları. On Your Horizon'un tek sorunu ise solistin sürekli "şimdi ne çalacağımızı hiç bilmiyoruz" deyip, gidip grup arkadaşlarıyla konuşup "şunu çalıyoruz" diye geri gelmesiydi. Adamlar resmen çalacaklarının bir listesini oluşturmamışlar, hazırlanmamışlar yani festival için.



Son olarak festivalin kapanışını Yasemin Mori yaptı. Mükemmel bir konserdi. İlk albümün hareketli ve istek gören şarkılarını çaldı, yakında çıkacağını umduğumuz albümünden de birkaç bir şey sıkıştırdı araya. Görüldüğü üzere ikinci albümü de harika bir albüm olacak gibi. Tip olarak tam Tim Burton filmlerindeki "Helena Bonham Carter" tarzındaydı. Harika bir sahne performansı vardı. Sahne kimliğine uygun bir tarzda söyledi şarkılarını, bir yandan da aynı şekilde seyirciyle iletişim kurdu. Özellikle ilk albümünün en çok tutan şarkısı "Nolur Nolur Nolur" daki performansı dillere destandı. Tabii yanında çalan isimler de 2 gün önce Korhan Futacı ile birlikte çalan Kara Orkestra'nın aynısı olunca müzikal bakımdan da mükemmel bir konser oldu. Tek eksik, albümde çalan ve youtube'da göründüğü üzere bazı konserlerde de eşlik eden Korhan Futacı'nın kendisiydi. Ben çok ümitlenmiştim bu akşam da çıkar diye. Özellikle baterist abimiz Ediz Hafızoğlu gerek mükemmel bir baterist olmasıyla, gerekse de sempatik tavırları ve geri vokaliyle sahne performansında neredeyse Yasemin Mori kadar etkiliydi. Yasemin Mori konserinin tek can sıkıcı noktası ise seyirci oldu. Her şarkıdan sonra sağdan soldan şarkı isteği bağıran tipler çok rahatsız ediciydiler. Sessizlik anlarında "Yasemin!" diye bağıranlar da cabası. Yasemin Mori'nin "efendim, ODTÜ?" şeklinde cevap vererek o kişileri idare etmesi ise ayrı bir takdire şayandı.


Fazla uzattık festival anılarını. Neyse işte, böylece de bir Rock Şenliği'nin daha sonuna geldik.

16 Mart 2012 Cuma

17. Odtü MT Geleneksel Rock Şenlikleri - Korhan Futacı ve Kara Orkestra

Buz gibi bir Ankara gününde, festivalin ikinci adımı olan Korhan Futacı ve Kara Orkestra'yı görecek olmanın heyecanı ile öğlenden ODTÜ'deydik Murat ile. Gezdik, dolaştık, yemek yedik, sınıflara girdik Pınar'la. Araştırmam için bir saat kitapları karıştırdık hatta kütüphane'de, UFO'larla ilgili bölüme gelince çıktı ve amfinin yolunu tuttuk. 

Kapı açılışı 16:00'dan 18:30'a kayınca çevredeki insanlar baştan bir huzursuz oldu tabi. Tanıdıklar görüldü bu saate kadar, muhabbetler edildi, sigaralar içildi. Soğuğun ve ayakta beklemenin acısını hep beraber tattık. En sonunda kapı açıldı haberi ile kapıya yığılan kalabalık ve üzerine çay dökülen kız arkadaşın supersonik haykırışı ve ona çarpan görevli kız arkadaş ile aralarında 2.5 saniyelik yaşadıkları gerilim ile gelen ölüm sessizliği eşliğinde sonunda amfideki yerlerimizi aldık. 

İlk grup Milankunda'nın üye sayısı 8 olunca, setup ve ardından gelen soundcheck birazcık uzun sürdü, söylenmeler tekrar arttı. Sevgili dostumuz Barış'ın rutin sempatik tavırları ve çalışmadık demelerine rağmen bence hoş performansları beni mutlu etti dinletilerinin sonunda. Ses aksaklıklarından bahsetmek istemiyorum, onunla ilgili söyleyeceklerimi Korhan Futacı ve Kara Orkestra'da belirteceğim. 

Ardından sahneye çıkan Plan ciddi bir grup olduğunu daha duruşlarından belli etti. Postrock vari başladıkları intro parçalarıyla kısa süreli bir kalp krizi yaşattılar bana. Hatta Murat ile birbirimize dönüp 'Abi postrock bu.' dedik. Sonrasında anladık ki, durum tam öyle değilmiş, üzüldüm.  Olsun, şahsi fikrim; tarzları ve sesleri bir hayli postrock müziğine uygun. Postrock yapsalar çok iyi yapabilirler gibi hissediyorum. Bir de solist abimin kaptan pilot edasıyla konulması aramızda esprilere neden oldu, kusura bakmasın kendisi, mikrofonun halt yemesi aslında. 

Milankundura
Uzun bir moladan sonra gece sıra sonunda Korhan Futacı ve Kara Orkestra'ya geldi. Gayet samimi ve candan Odtü'yü selamladıktan sonra adeta öttürdü grup. Şölen oldu resmen, yerinde duramayan fanlar ayaklara fırladı, yanımızdaki oğlan kalp krizi geçiriyordu. Sürekli eşlikler edildi, lezzetli anlar oluştu. Mimarlık Amfisinin berbat ses sistemi yüzünden ilk mikrofon bir iki şarkı sonra hayata gözlerini yumdu ve Korhan Futacı'yı şarkı ortasında feci şekilde zor durumda bıraktı. İkinci mikrofonun da birkaç şarkı sonrası kısa süreli tekrar kapanması, alçakgönüllülüğünü ve sıcakkanlılığını koruyan Korhan abiyi bile isyan ettirdi. Bazı yerlerde saksafonun konsola bağlı ve distort edilmiş halde olan mikrofonunu kullanmak zorunda kaldı kendisi, ki çok rahatsız olduk biz bu durumdan. Hem gruba ayıp, hem de zevki düşüren olaylardı. (Yıllardır orada izlediğimiz dinleti, müzikal, şenlik ne varsa hepsinden sonra aynı şeyi diyoruz, oranın teknik olarak yenilenmesi gerekiyor. Fon, yetersizliklerin biz de farkındayız; ama topluluk ve fon konularında deneyimi ve bilgisi olan Murat yenilenmenin çok da imkansız olmadığını anlattı bana arada, bilemiyorum neden nedir yapılmamasında, ama can sıkıyor artık iyice. Geçen sene Rock&Blues'da da aynı olaylar tekrar yaşanmıştı, ondan önceki sene izlediğimiz müzikal Spring Awakening'de de.) Neyse ki grup hiç bunlara takmadan, gayet zevk almaya bakarak, istek parçaları hiç geri çevirmeden dinletiyi sundu bizlere. 

Milan Kundura için;

http://www.youtube.com/user/milankundura

Korhan Futacı ve Kara Orkestra - Geleneksel Mahşer Günü