Barış Manço etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barış Manço etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2014 Pazar

Barış Manço'dan Müzikal Ziyafet

 Barış Manço ne sıklıkla aklınıza geliyordur? Belki arada sırada bir radyoda bir şarkısına denk geliyorsunuzdur, ya da Kim Milyoner Olmak İster'de sesli soruda çıkmıştır da orada duymuşsunuzdur. Belki bir şarkıcı yeni albümünde Barış Manço'nun bir şarkısını yorumlamıştır, ya da müziğini kullanmıştır (benim en son bildiğim Replikas'ın Biz Burada Yok İken albümünde Ölüm Allahın Emri vardı). Belki bazılarınız çok da sevmezdiniz kendisini. "Gülpembe" güzeldi, "Anlıyorsun Değil mi?" hoştu ama Ayı diye şarkı mı olurmuş? Ya da bazılarınız benim gibidir. Ben çok severim Barış Manço'yu. Kasetli günlerde hemen hemen bütün albümleri vardı, döndürüp döndürüp dinlerdim. Arabayla yolculuğa çıkacağımız zamanlarda bu sefer hangi kasetleri alayım diye bakardım. Hele "Sahibinden İhtiyaçtan" ı bulduğum vakit annemleri bıktırana kadar üst üste dinlemiştim. Tüm albümleri var sanıyordum ama "Nane Limon Kabuğu" nedense hiçbirinde yoktu. Pek çok şarkısı gibi "Nane Limon Kabuğu" da en sevdiğim şarkılarından biriydi, "Sahibinden İhtiyaçtan" ile 4-5 şarkı daha en sevdiğim şarkılardan oluvermişti.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Barış Abiden Çocuklara...



Google abimiz bugün (02.01.2013) çok güzel bir süpriz yaptı ve Barış Manço'nun 70. yıl dönümünü kutladı (yukarıdaki resim ile) (Demek ki Kentpark'da da o yüzden Kara Sevda çalıyordu bugün). Hal böyle olunca biz de duygulandık tabii, sonuçta çocukluğumuz Barış Manço şarkılarıyla geçti. Geçenlerde kuzenlerimle konuşuyorduk, çocukluğumuzda oynadığımız her oyun başka bir Barış Manço albümüne bağlı. Mesela Carmageddon oynarken en çok "anahtarlı falan bir şeyler vardı" diyerek anımsadığımız "Sahibinden İhtiyaçtan" albümünü dinliyorduk. Tabii zaman geçtikçe, yeni oyunlara geldikçe önce "Mançoloji" de takıldık, sonrasında da zaten tek bilgisayarda sırayla oyun oynamanın ve dolayısıyla kasetlerin devri bitti. CD'ler ve mp3'lerin devri yeni şarkıcılarla tanışmamıza, dolayısıyla "sadece" Barış Manço dinlediğimiz günlerin sona ermesine neden oldu.

Çocukluğumda ablamla -nedense- şarkıcılarla ilgili konuştuğumuzu hatırlıyorum. Ablam bana neden bu kadar çok Barış Manço dinlediğimi sormuştu, ben de Barış Manço'nun şarkılarının çoğunun öteki şarkıcılar gibi aşkla ilgili olmadığını, çocuklar içinde pek çok şarkısı olduğunu ve bizlerin varlığını unutmayan tek şarkıcı olduğundan onu çok sevdiğimi söylemiştim (Kaset üzerine kayıt yapılabildiğini yeni keşfettiğimiz zamanlardı, radyo programı yapıyormuş gibi söyleşi yapıyor, kasede kaydediyorduk. Herhalde 6-7 yaşlarındaydık, her gördüğümüzden bir tane de kendi tarzımızda yapmaya çalışıyorduk). Tabii çocuk kafasıyla böyle bir cümle kurmuş olamam; şimdi bile cümlenin sonuna gelene kadar atla karayı seçtim; ama ana fikrim buydu. Çünkü Barış Manço, çocuklara yönelik şarkılarında benimle konuşuyormuş gibi hissediyordum. O hikayeyi bana anlatıyordu; o şarkıyı ben dinleyeyim, ben eğleneyim diye yazmıştı. Sanki büyüklerin ne düşündükleri, şarkıyı beğenip beğenmedikleri umrunda değildi. Onlara, onlar için birkaç şarkı vermiş, sonra sohbet etmek için bize dönmüştü. (Adam Olacak Çocuk programını göz önünde bulundurursak o şarkıları gerçekten de böyle bir hissayatla yazmış olması mümkün).

Barış Manço'nun pek çok şarkısını sağda solda sürekli duyarız. Mançoloji en çok sevilen şarkılarını bir araya topladı zaten, orada yer alamamış birkaç tanesi daha hemen hemen herkesin ezberindedir. Yukarıda bu kadar girişini yaptığım, sizlerle paylaşmak istediğim 2 şarkıdan bir tanesi de bu şekilde hepimizin ezberinde olduğuna inandığım bir şarkı. Hatta "sağ gösterip sol salla..." kuplesi eminim pek çoğunuzun aklına melodiyi getirdi. "Müsadenizle Çocuklar" albümünün ilk şarkısı olan "Müsadenizle Çocuklar", sözleri çok bir bütünlük içermeyen, daha çok tekerleme tadında bir şarkı. "...büyükler kös kös otururken adam oluvermiş çocuklar..." cümlesi, Barış abinin çocuklara olan sevgisinin, inancının bir kanıtı ve o zamanın çocuklarının da onu çok sevmesinin temel nedenlerinden biri. Şarkının en önemli özelliği ise bir çeşit dönemin başarılı pop şarkıcıları korosu eşliğinde söylenmiş olması (Jale Bekar, Ajlan Büyükburç, Burak Kut, Nalan Tokyürek, Tayfun, Hakan Peker, Soner Arıca, Grup Vitamin, Kerim Tekin, Ercan Saatçi ve nette bulamadığım, klipten de çıkaramadığım başkaları daha).


İkinci şarkı biraz daha az bilinen, çocuklarla bir sohbet havasında geçen bir şarkı. "Darısı Başınıza" albümünün son şarkısı "Günaydın Çocuklar" da bir çocuk korosu eşlik ediyor Barış Manço'ya. Sözlerinin güzelliği ile beni sanıyorum müzik dinlemeye başladığım ilk günlerden bugüne kadar büyüleyen; yukarıda yazdığım hislerin, duyguların, düşüncelerin kaynağı olan şarkı budur. Sanıyorum dünyanın çocuklar sayesinde renkli ve güzel olduğu düşüncesi bu şarkı ile yerleşti bende. Barış abinin sizinle konuşuyor olduğu, bu hikayeyi size anlatıyor olduğu duygusunu umarım siz de benim bir zamanlar hissettiğim gibi hissedersiniz.


Tabii Barış Manço'dan genç dostlarına şarkıların bunlarla sınırlı olmadığını hepimiz biliyoruz. Hiç yoktan "Arkadaşım Eşşek" ya da "Ayı" bile bu başlık altında anılabilinecek şarkılar. Amacımız birkaç güzel şarkıyla Barış abiyi hatırlamak olduğundan uzuncana bir listeye boğmak istemedim yazımı. İleride başka güzel şarkılarıyla tekrar tekrar hatırlarız kendisini zaten.

24 Temmuz 2012 Salı

Replikas - Biz Burada Yok İken



1964 yılında, Yugoslavya'da yapılan Balkan Melodileri Festivali'ne Tülay German, Türkiye'yi temsilen Tanju Okan ve Erol Büyükburç ile katılmış ve Burçak Tarlası'nı söylemiş. Bazılarının ODTÜ - Bahar Şenliklerinde eski 45'likler olarak tanıdığı, Nefes'te her hafta bir akşam benzer bir program ile çıkan Murat Meriç'in söylediğine göre çok beğeni toplayan bu parça, Türkiye'ye dönüşte kayıt edilmiş ve çok satmış. Tülay German'ın "Burçak Tarlası" ile gelen başarısını pek çok isim takip etmiş, geliştirmiş ve ortaya zamanında "Anadolu-Pop" olarak adlandırılmış, günümüzde "Anadolu-Rock" olarak nitelendirilen müzik türü çıkmış. Moğollar başta olmak üzere Ersen ve Dadaşlar, Dervişan, Haramiler, Üç Hürel, Selda Bağcan, Cem Karaca, Barış Manço, Fikret Kızılok, Erkin Koray, Edip Akbayram gibi pek çok isim Anadolu-Pop tarzında enfes şarkılar ortaya koymuş ve çok sevilmişler. Günümüzün en başarılı rock gruplarından biri olan Replikas, 2012 yılında, "Biz Burada Yok İken" adıyla bu eski Anadolu-pop şarkılarına bir nevi saygı albümü çıkardılar.

1990'larda birlikte çalmaya başlayan birkaç arkadaşın kurduğu, 2000'lerde tam şeklini alan Replikas, ilk albümünü de 2000'de çıkartır. 2002'de Roxy müzik ödülünü kazanırlar. 2012'ye kadar, bir tanesi besteledikleri film müziklerinden oluşan toplam 5 albüm yayınladılar. İsmini  Karacaoğlan'ın "Sual eylen bizden evvel gelene/ Kim varmış biz burada yoğ iken" sözlerinden alan "Biz Burada Yok İken" 6. albümleri. Albüm, farklı sanatçıların zamanında bestelemiş olduğu 11 tane parçanın yeniden yorumlanmasından oluşuyor.

Albümde en çok öne çıkan parçalar benim için 1968 yılında Haramiler grubu tarafından seslendirilmiş "Aya Bak Yıldıza Bak" parçası(nın yeniden yorumlanmış hali), 1972'de Barış Manço ve Kurtalan Ekspres tarafından seslendirilmiş "Ölüm Allahın Emri" ve 1967 yılında Cem Karaca ve Apaşlar tarafından seslendirilmiş "Suya Giden Allı Gelin". "Aya Bak Yıldıza Bak" albüme çok iyi bir başlangıç sunuyor. Şarkıların yorumlarının güncel tarzda ne kadar başarılı yorumlanırken özünün de yıpratılmadığını gösteriyor. Özellikle 2. gitar solosu bölümünü her dinlediğimde müziğin sesini açıp o an yaptığım işe 5-10 saniye ara veriyorum. "Suya Giden Allı Gelin" ve "Hudey Hudey" parçaları, tanıyanların Softa grubundan bilecekleri Ece Özey'in düeti ile şenleniyor, baya bir güzelleşiyorlar.


"Ölüm Allahın Emri", Barış Manço'ya duyduğum büyük sevgi yüzünden sanırım albümde hakkında olumsuz hisler beslediğim tek parça. Yiğidi öldürüp hakkını vermek gerek; özellikle Cahit Berkay'ın yaylı tanbur ile eşliği ile müzikal bakımdan şarkı harika olmuş. Elektro gitar-bateri-bas üçlüsünden alışık olduğumuz rock tınıları ve yaylı tanbur'un uyumu ve müziklerin şarkının esenliksiz havasını yansıtışı enfes. Fakat bir yandan da solistin sesi bir o kadar hayal kırıcı. Barış Manço'nun kalın, bas sesinden alışık olduğumuz şarkıyı, Replikas'ın solistinin nispeten daha ince sesinden, tane tane bir telafuzla dinleyince biraz ruhu ölmüş gibi hissediyor insan. Tabii şarkının asıl halini benim kadar çok sevmiş, dinlemiş olmayanlarınızın albümde en çok beğeneceğine inandığım parça da bu.

Şarkıların yanında albümün tasarımı da ayrı bir güzel. Murat Meriç tarafından yazılan iç yazılar, her bir şarkı ve şarkının bestecisi ile ilgili çeşitli bilgiler veriyor. Aynı zamanda bir tane de Anadolu-pop müziğinin doğuşu, gelişmesini günümüze getirene kadar anlatan (benim de ilk paragrafta alıntılar yaptığım) bir sayfa var. Tabii tüm bunların, şarkılarla ilgili bilgilerin ve bu son sayfanın birer tane de İngilizce kopyaları var.

Albümde yer alan şarkıların ve şarkıları asıl besteleyen-söyleyenlerin listesi şu şekilde:
Aya Bak Yıldıza Bak - Haramiler
Kaleden Kaleye Şahin Uçurdum - Moğollar
Köprüden Geçti Gelin - Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü
Hudey Hudey - Cem Karaca ve Apaşlar
Kaşık Havası - Silüetler
Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm - Ersen ve Dadaşlar
Ölüm Allahın Emri - Barış Manço ve Kurtalan Ekspres
Çiçek Dağı - Erkin Koray Dörtlüsü
Suya Giden Allı Gelin - Cem Karaca ve Apaşlar
Panayır Günü - Timur Selçuk Orkestrası (Melih Kibar bestesi)
Sür Efem Atını - Mazhar ve Fuat

Replikas ile ilgili daha çok bilgi için: http://replikas.com/v4/


17 Ocak 2012 Salı

Barış Manço Anısına

2002 yılında, ölümünün 3. yıldönümünde Barış Manço'nun anısına bir albüm hazırlanmıştı. Cahit Berkay'ın yapımcılığında, dönemin sanatçıları Barış Manço şarkıları söylediler. Fakat albüm "her yönüyle Barış Manço" tadında bir yapıya sahip olmaya çalışırken karaktersiz bir albüm olup çıkmıştı. Şöyle ki Haluk Levent, Teoman, Ayna ile rock yorumları varken araya giren Yavuz Bingöl, Mahsun Kırmızıgül, Hülya Avşar olayı fena halde bozmuşlardı (Yavuz Bingöl yine nispeten iyiydi aslında, genel çerçevede dinlemeye değer birkaç yorumdan biriydi). Sezen Aksu ve Muazzez Ersoy'un da ruhsuz yorumlarıyla iyice dinlenmez bir albüm olmuştu "Yüreğimdeki Barış Şarkıları".



Albüm olarak pek bir fena da olsa çok başarılı yorumlar da vardı arada. Mesela Teoman'ın "Anlıyorsun Değil mi?" yorumu, en az Barış Manço'nun ki kadar iyiydi bence. Sertab Erener'in "Dağlar Dağlar" ı keza; bence Barış Manço'nun Mançoloji'deki yorumundan çok daha iyiydi. Hele ki Kurtalan Ekspres'in "Gibi Gibi" si, hala daha sık sık dinlediğim bir şarkıdır.



Bu albümü aldığımdan beri hep aynı albümün yeniden yapılması gerektiğini düşünmüşümdür. Hep de düşünürdüm; böyle bir albüm yeniden yapılsa hangi şarkılar yer alırdı? Hangi şarkıyı hangi şarkıcı seslendirse çok güzel dururdu? İşte, 13 yıl sonra benim bu hayalimi Kurtalan Ekspres gerçekleştirdi. İlkinden çok daha başarılı, fakat yine de hakkını verememiş bir albümle.



Öncelikle -sanıyorum ki ilk albümden ders alınmış- daha karakterli bir albüm olmuş "Göğe Selam". Bülent Ortaçgil, Nev, Feridun Düzağaç bile albümün genel rock tadını bozmamış, araya uyum sağlamış. Tabii bunda şarkıların tamamını Kurtalan Ekspres'in yapması, misafir sanatçıların sadece solistlik yapmasının etkisi büyük. Teoman'ın "Dönence" yorumu ve Fuat Güner'in "Can Bedenden Çıkmayınca" yorumları bence enfes olmuş, hatta "Dönence" üzerinde biraz daha çalışılsa başyapıt olabilecek kıvama gelmiş. "Kara Sevda" nın unutulmamış olması beni sevindiren ayrıntılardan; ne kadar daha iyisi bulunabilir idiyse de Özlem Tekin de baya güzel söylemiş.


Albümün olumsuz yönleri ise; öncelikle şarkıların ritmi baya bir yavaşlatılmış.  "Kara Sevda", "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa", "Yeni Bir Gün" başta olmak üzere tüm şarkılar en az 1.5 kat daha hızlı bir ritimle söylenebilirdi bence ve çok daha güzel olabilirlerdi. Nerede 10 yıl önce "Gibi Gibi" yi enfes bir şekle sokan Kurtalan Ekspres... Bir başka konu ise şarkıların asıllarına aşırı sadık kalınması. Bir "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" var ki aslından tek farkı Nev'in söylemesi (ve aslından daha yavaş bir ritimde). Yıllar önce Kurban bu şarkıyı çok başarılı bir şekilde yorumlamış, eğer ki o yorumdan daha iyisini yapamadıktan sonra bir anlamı kalmıyor bence. Hele ki Hayko Cepkin'in "Yeni Bir Gün" yorumu... Nerede Ogün Sanlısoy'un "Korkma" albümündeki Hayko Tarzı, nerede Aylin Aslım'ın "Bir Çocuk Sevdim" indeki Hayko tarzı, nerede "Anlıyorsun Değil mi?" deki Hayko (Yeni Bir Gün = merhaba + anlıyorsun değil mi + ne köy olur, ne kasaba + elveda).

Bülent Ortaçgil, Hayko Cepkin ve Nev'in başarısız; Emre Aydın, Ogün Sanlısoy ve Özlem Tekin'in çok daha başarılı olabilecek yorumları ile benim nezdimde yine hakkını verememiş bir anma albümü. Bir de şöyle bir şey var; "Barış Manço, Cem Karaca ve Bahadır Akkuzu'yu anma albümü" diye bir albüm var. 1 tane "Cem Ağabey" diye yeni bestelenmiş bir şarkı haricinde Cem Karaca ve Bahadır Akkuzu şarkısı yok albümde. Bahadır Akkuzu tarafından bestelenmiş çok güzel Barış Manço şarkıları varken söz-müziği Barış Manço'ya ait şarkılarla Bahadır Akkuzu'yu anmak pek bir eğreti duruyor. Cem Karaca ise albümün içindeki yazıları saymazsak ismi sadece reklam için zikredilmiş gibi duruyor.

Ah bu albümü ben yapacaktım, şarkıcıları, şarkıları, tonları ben seçecektim, düzenlemeler benim istediğim gibi olacaktı, böyle mi olurdu? Bir "Cacık" olurdu mesela...

11 Kasım 2011 Cuma

Hani Akdeniz'e doğrasalar beni...

Barış Manço'nun özellikle Mançoloji albümündeki şarkıları sanıyorum ki Türkiye'nin yarısından fazlası ezbere biliyordur. Hatta bir festivalde tanıştığımız Avusturyalı bir Türk arkadaşımız, Avusturyalı arkadaşlarına Gülpembe'yi öğrettiğini anlatmıştı.

Öte yandan Barış abinin çok fazla bilinmeyen öyle şarkıları vardır ki... İnsan ilk dinlediğinde ne düşüneceğini, nasıl hissedeceğini şaşırır. Barış Manço'nun Türk alfabesi için bir şarkı yazmış olduğunu biliyor muydunuz? (bknz. S.O.S Aman hocam) Bu yazının konusu bu tür şarkılardan benim dinlemekten büyük zevk aldığım 2 tanesi: Cacık ve Lahburger.

Cacık için aslında tam olarak şarkı demek zor. Rap ile karıştırılmayacak olsa melodi eşliğinde okunan şiir diyeceğim de söz konusu tam olarak bir şiir sayılmaz. Daha çok bir çeşit iç hesaplaşma... Aslında cacık ile ilgili çok bir şey yazmak istemiyorum; sadece çok sevdiğim için paylaşmak istedim.   



Asıl hakkında birkaç kelime laf edilecek şarkı Lahburger. Aslında şarkının adı bile konunun ne olduğunu, ne dinleyeceğimizi net bir şekilde anlatıyor. Anadolu ile, geleneksel ile (Lahmacun) batının, yeninin, evrenselin (Hamburger) arasında kalmış bizler, Türkiye, Avrasya, vb. Konuya "Barış Manço dokunuşu" ise şarkının bölümlenmiş yapısında gizli. Öncelikle "evvel zaman içinde..." diye başlayarak neler olduğunu anlatıyor bize Barış abi. Diyor ki; kırmızı köşede geleneklerine sıkı sıkıya bağlı, bu topraktan çıkana hayran bir kitle var, mavi köşede ise özellikle batıdan gelene, yeni olana, popüler-evrensel olana meraklı başka bir kitle var. Bu iki kitle sürekli bir çatışma halinde; kırmızı, mavinin geleneğimizi yozlaştırdığını, bize ait değerlere sahip çıkmadığını düşünüyor. "Türk sanat müziğinin makamlarını bilmez, rock müziğin OD'den ölen yıldızlarının hayat hikayelerini ezbere bilir" diyor. Mavi ise kırmızıyı eski kafalı buluyor, değişime ayak uyduramadığını, yeni dünya düzeninde bu şekilde yer alınamayacağını söylüyor.

İkinci kısım geldiğinde ise Barış abi her iki rengin de kendine has bir güzelliği olduğunu anlatıyor. Onun böyle güzellikleri var, bunun böyle güzellikleri var. Asıl farkını, bahsettiğim "Barış Manço dokunuşu" nu da bu noktada koyuyor zaten: Olumsuzluklara değil, güzelliklere eğiliyor.

Son bölüm şarkının geriye kalanından alakasızmış gibi geliyor. Lahmacun ve hamburgerden bahsettikten sonra "rakı-ayran, şal-çuha, vs." ne alaka diyor insan. Barış abi burada bize diyor ki; içmesini bilene rakı da bir ayranda. Yani sen adam olabildikten sonra kırmızı da bir, mavide. Ve yeni dünya düzeninde bir tarafa ya da öteki tarafa karşı olanlar tutunamayacak, her iki tarafı da hevesle kucaklayanlar ayakta duracak.



Daha fazla uzatmanın aslında çok da manası yok aslında. Bu şarkıları (ya da kendini düşüncelere götüren başka şarkıları) dinleyen ve benim gibi düşüncelere dalanlarınız olursa bir fırsatını bulur, oturur uzun uzun sohbet ederiz.