Komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2012 Pazar

Ted - 2012


Seth MacFarlane çok değişik bir adam. Fena eğitimli ve zeki birisi. Çoğumuz onu ana olarak 'Family Guy' ve 
'American Dad' ile tanıyoruz. Bir de bir zamanlar önce internette bir saate yakın bir motivational videosu geziyordu bir okulun mezuniyetinde yaptığı konuşmayı içeren. MacFarlane ilk defa İbrahim Tatlıses stili ile kendisi yazıp, yönetip, üzerine bir de oynadığı film projesi TED ile beyazperdeye adım attı. 

TED, Boston yakınlarda oturan bir ailenin tek çocuğu olan John Bennett'in yılbaşında aldığı oyuncak ayının canlanmasını dilemesi ve dileğinin gerçek olmasıyla başlıyor. Aşırı derecede paniğe neden olan Ted, bir süre sonra dünya çapında ün kazanıyor, talk show'lara çıkıyor, insanlara imza dağıtıyor. Bir yandan da sekiz yaşından beri beraber olduğu arkadaşı John'u hiç bırakmıyor. John, 35 yaşında, kız arkadaşıyla çıkmalarının dördüncü yıllarını kutlamaya hazırlanırken, boş boş evde oturan Ted sorun olmaya başlıyor ve olaylar komik bir hal alıyor.

MacFarlane tadının eksik olmadığı, vurucu, utandırıcı, ağır ama bir o kadar da gülmelik esprilerin havada uçuştuğu, Family Guy konseptine çok uyan bir yapım Ted. Özellikle ikili dialogların ortasında, konuşma ile ilgili kısa bölümlerin sıkıştırılması, olayların çok hızlı gelişmesi, olabildiğine ünlü yan karakterin hikayeye bir anda manasızca dahil olması bende aşırı bir şekilde Family Guy'ın film versiyonunu izliyormuşum hissi yarattı. Ya da MacFarlane'i sadece o dizi ile tanıyor olmam bunun bir sonucu. 

Hoşça vakit geçirilecek, sevgili E.T.'nin de dediği gibi 'Abi baya güldüm ya açıkçası.' dedirtecek, garip bir şekilde 5 dakikada Ted'in canlı olduğuna inandıran, diğer olayların daha da garip geldiği güzel bir film kendileri. 

*Aliens Android benzetmesi muhteşemken, Flash Gordon hikayesi geçmişten bambaşka anıların hortlamasına neden oldu. 

19 Eylül 2012 Çarşamba

Seeking a Friend for the End of the World - 2012



Romantik komedilerin nedeni bellidir. Çiftlerin buluştuğu, romantizmin aşılandığı, komik ama aşk dolu, genelde mutlu sonla biten, çiftlerin romantik sahnelerde birbirlerinin ellerini daha bir sıktığı, bir çiftin en kolayca yapabileceği ortak aktivitedir romantik komediler. 

Arada bir çıkan deneysel romantik komedilere Seeking a Friend for the End of the World eklenince, ben de sinemaya gitmek için sevgili Murat ile Deniz kızını bir güzel kandırdım. Hem uzun zamandır romantik komedi izlememiştim, hem de romantik komediye hiç 3 kişi gitmemiştim.

SAFFTEOTW (filmin ismi çok uzun) aslında bir apokaliptik romantik komedi (aporomedy). Matilda adlı göktaşı dünyaya hızla yaklaşmaktadır. Armageddon filmi tarzı, göktaşını yörüngesinden saptırma amaçlı bir görev de başarısız olunca insan ırkı dünyadaki son 3 haftasını resmen ilan eder. 

Filmde aslında çok değişik bir ayrılık sonrası bunalım ve arınma süreci aktarılıyor. Dünyanın ömrünün 3 hafta olduğu ilan edilmesinden itibaren, kuralların durduğu, herkesin başına buyruk hareket ettiği, özlemlerin ve hayallerin gerçekleştirilmeye çalışıldığı manyak bir dünyada, terkedilen ve yalnız öleceği için bunalıma giren Dodge'un, alt kattaki rock müzik düşkünü genç İngiliz kız Penny ile tanışması ve hayaller için yola düşmeleri filmin ana gidişatı.

SAFFTEOTW, apokaliptik mevzuya çok absürd ve manyakça bakıyor. İnsanların korkutucu derecede normalden sapmamaları, insanların dünya yokolmayacakmış gibi hala evlerini temizlemeleri ya da ön bahçe çimlerini biçmeleri, milletin bu son 3 haftayı, onlara verilmiş bir tatilmiş gibi görmeleri ve tatil planları yapmaları aşırı garip ve eğlenceli. Filmin aykırı dünya sonu yorumu gayet süpersonik.

Steve Carell absürd komedi insanı. Ta '40 Year Old Virgin'den beri, sosyopatlığı ve tipsizliği ile karşı cins  tarafından tercih edilmeyen; fakat iç güzelliği ile sonunda mutluluğa ulaşan tiplemeleriyle biz nerd'lerin adeta idolü. Son zamanlarda biraz durgun rollerde görsek de kendisini hala çok beğeniyorum. Keira Knightley de bir o kadar aykırı rollerin adamı olduğundan, ikisi de filme gayet iyi uymuşlar bence. Sinir bozan derecede esenlikli ve renkli bir dünya sonu betimlemesi absürdlüğün uç noktalarındayken, bu iki tipin aykırı eğlenceli birliktelikleri gayet uyum içinde. Aslında bütün olay da bu zaten filmde.

Her örneği gibi öyle süper olmayan, sadece hoş bir romantik komedi SAFFTEOTW de. Birşey vermeyecek,  tatlı ve aptalca esprilerle dolu, arada sırada güleceğiniz, bazen üzüleceğiniz, sonunda sadece iyi hissedeceğiniz bir film. 

Ha bir de plak muhabbetlerini çok beğendim. Ayrıca o Friendsy's var ya filmin ortasında gittikleri. Orası lazım galiba her şehre.

Gitmeden bir de, romantik komedilerle ne kadar alakam olmadığını belirtmek için aşağıya Tool'dan Vicarious parçasını koyuyorum.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

JCVD - 2008


Jean Claude Camille François Van Varenberg 1960 yılında, Belçika'nın Brüksel şehrinde doğmuş. 10 yaşında uzak doğu dövüş sporlarına sardırmış, karate, kickbox gibi çeşitli sporlarla yıllarca uğraşmış. 1982'de Amerika'ya taşınmış ve bizim bildiğimiz Hollywood yıldızı, tekme atan Van-Damme doğmuş. Hatta "Sınav" filminde uluslararası meşhur bir hırsızı oynamak üzere Türkiye'ye de gelmişti kendisi. Son olarak Expendables'ın 2. filminde düşman olarak gördük kendisini. 3. filminde tekrar düşman olarak gelecekmiş söylenene göre.

Yıl 2008'de, Fransız-Tunuslu bir yönetmenin filminde başrolü oynar Jean Claude Van Damme. Bu başrol büyük ihtimalle kendisi için baya önemlidir, çünkü filmin adı direk aktörün kendisinden geliyor; JCVD. Filmimiz zorlu kişisel problemler yaşayan yıldızın dinlenmeye, belki de yeni bir başlangıç yapmaya ülkesine, evine dönüşüyle başlıyor. Bir yandan yeni oynadığı filmlerin kötülüğü, bir yandan menejerinin ona yeni film bulmak konusundaki başarısızlığı, bir yandan çocuğunun velayet davası derken iyice yıpranmıştır Van Damme. Üstelik ülkesine döndüğünde kredi kartlarının hiçbiri çalışmamaktadır ve verdiği bir çek karşılıksız çıkmıştır. Hesabının olduğu bir bankaya gidip sorunlarına bir çözüm arar. Van Damme bankaya girdikten bir süre sonra bankada silah sesleri duyulur. İçeri girmeye çalışan polisi Van Damme pencereden "git buradan!" diye uyarır. Belçika'nın göz bebeği, gururu, aktörü Van Damme, bir bankayı soymaktadır!

Film, Van Damme'ı içeren bir soygunu anlattığından dolayı suç filmi yapısında bir çeşit komedi filmi olarak nitelendirilebilir. Filmi bir suç filmi parodisi olmaktan alıkoyan ise sahip olduğu gerçekçilik tadı ve duygusal sahneleri. Hele ki Van Damme'ın monolog yaptığı bir sahne var, bir an filmden kopartıp Van Damme'ın iç dünyasına (belki gerçek, belki kurgusal) götürüyor bizi. Her kesimden Brüksel'linin Van Damme'ı karşılarında görünce verdikleri tepkiler de hep duyduğumuz (ya da bazılarının şahit olduğu) ünlü gören insan tepkileri (göründüğünden daha kısaymış, Van Damme tekme atsana, seninle bir fotoğraf çektirebilir miyiz, televizyonda daha nazik biri gibi gözüküyor...).

Dürüst olmak gerekirse ben bir Van Damme hayranı sayılmam. Oynadığı filmlerden en meşhur olanlarını izlemişimdir ama hatırlamıyorum bile. Türkiye'de çekilen "Sınav" filmi bile benim için Van Damme'dan çok güzel müzikleri ile hatırlanır. Fakat kendisiyle, Amerika'da çektiği filmleriyle, hayatındaki başarısızlıklarla (bir kısmı bile bir yandan doğruysa) bu şekilde dalga geçebilmiş, bir film malzemesi haline getirmiş olması bence büyük bir başarı. Karate yeteneğini sonuna kadar kullandığı, bol dövüşlü filmlerini bilenler için, aktörlük yeteneğini daha üst seviyede kullanmış olduğu bu film bence bulunmaz bir değer. Van Damme'ı ucundan kıyısından tanıyan, bilen hemen hemen herkese zevkli vakit geçirtebileceğine inandığım bir film JCVD.


17 Ocak 2012 Salı

Kutuluş Son Durak


İlk defa tanıştığım Yusuf Pirhasan'ın sanırım ikinci sinema filmi Kurtuluş Son Durak. Kadına şiddeti mizansen yönden veren film, şu sıralar sinemalardaki filmlerden bir hayli değişik bence, ki yazma gereği gördüm. 

Film bana ilk olarak Levent Kırca ve Nevra Serezli'nin başrollerini paylaştığı 'Ne olacak şimdi?'yi anımsattı bana. Kadın şiddetini, apartman ve sokak uzamlarında, özelden genele aktarmaya çalışan filmin kısa özeti şöyle; Kurtuluş Son Durak'taki 'Saadet' apartmanına, sevgilisinden yeni ayrılmış Psikolog ablamız Eylem taşınır. Bunalıma giren Eylem'i, apartmanın diğer kadın sakinleri kaldırır, kendine getirir. Kadına şiddetin kol gezdiği apartmanı adam etmeyi kafasına koyan Eylem, diğer kadınlarla 'pembe fularlarını kuşanır ve harekete geçerler. 

Apartman filmlerini aşırı beğenirim, karakterleri kapı numaraları ile tanıdığımız, açılmayan kapılardaki sakinlerin daha gizemli olduğu filmler çok çekici geliyor. Bu film de aynen öyle tanıtıyor karakterleri. Mizah ile birleşince bu özellik, çok sıcak bir film oluşmuş benim gözümde.  Sakin ve uyumlu renklerin de kullanılması, filmi daha da sıcak bir hale getirmiş. Müzikler, setler de kanımca gayet yerinde. 

Filmde çok birşey olmayınca, her şey oyunculara kalıyor aslında. Bu konuda film bence çok başarılı, Demet Akbağ, Nihal Yalçın, Ayten Soykök, Asuman Dabak, Mete Horozoğlu, Ahmet Mümtaz Taylan beni çok tatmin ettiler oyunculukları ile. Özellikle Nihal Yalçın ve Ahmet Mümtaz Taylan'ı iki kere kutluyorum, çok müthişti. (Özellikle Mümtaz Taylan son zamanlarda hem bu film ile, hem TV dizisi Leyla ile Mecnun ile, hem de Bir Zamanlar Anadolu'da ile favorim net.) Mizahı da, dramı da çok iyi kaldırmışlar karakterler oyunculuklar sayesinde, hiç gözüme batan biryer olmadı.



Film kurgusu ile de beni memnun etti, son dakikaların acelesi midir bilemiyorum, sonlara doğru film bence biraz havalandı, abarttı bazı olayları, bir anda çok özelden genele çıktı. Sonu biraz gözüme battı benim, onun dışında hiçbir sorun yok. Özellikle kadına şiddet ve kadın-erkek eşitliğini, bugünlerde sokaklarda bas bas bağıran bağnaz, yoldan sapmış feministler gibi değil de, teorik olarak tam optimum seviyesinde savunuyor. Kadınların maruz kaldığı şiddeti, nedenlerini, örneklerini ve yapılması gerekenleri film su gibi vermiş izleyiciye. Öyle zehir zemberek bir feminizm havası yok, ki müthiş bi'şey bu. 

Güzel konusu, hoş işleyişi ve harkulade oyuncukla Kurtuluş Son Durak bence izlenecek filmlerden bu ara. Kişisel bir son notum, hanım teyzelerle sinemaya gitmeyi çok özlemişim, her sahnenin öncesi ve sonrasında 'Bu kız ölür, bak şimdi ne olacak?, Vah kızım!' gibi yorumların duyulduğu sinema salonunda çok eğlendim.