Değerli bir mesai arkadaşım, geçtiğimiz günlerde Özdemir Asaf'ın bir şiirini alıntıladı. Şiirin adı "Dün Sabaha Karşı".
"Dün sabaha karşı, kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı,
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum..."
demiş büyük şairimiz. Konuştuğumuz konuyu çok güzel yansıtan, bizim birbirimize uzun cümlelerle anlatmaya çalıştıklarımızı kısa ve net bir şekilde özetleyen bir şiir olunca beni çok etkiledi, doğrudan aklıma kazındı. Konumuz Dostoyevski'nin "Öteki" isimli kitabıydı. Dokuzuncu dereceden devlet memuru Golyadkin, sıkıntılı bir akşamın ertesi sabahı kendisine birebir benzeyen ve aynı isimde biriyle karşılaşır. Öteki, Golyadkin'in zayıf olduğu pek çok alanda daha güçlüdür ve yavaş yavaş Golyadkin'e üstünlük kurarak yerini almaya başlar. Golyadkin bir yandan güçlü durarak ötekinin kendiliğinden toplumdan dışlanacağını düşünmektedir. Nasıl olsa öteki, Golyadkin kadar soylu, dürüst, onurlu, değerli değildir. Kimse onun yalanlarına, adiliklerine inanmayacaktır ve öteki Golyadkin'i alt edemeyecektir. Ancak Golyadkin korkak, içten pazarlıklı, kıskanç, düzenbaz, sinsi, kendini beğenmiş ve omurgasızdır. Öteki ise yetenekli, zeki, insan ilişkileri güçlü, dikkat çekici, kurnazdır (Golyadkin'in olmadığı her şey). Dolayısıyla Golyadkin tersine inansa da biz ötekinin Golyadkin'e üstün geleceğini en başından itibaren içten içe hissederiz. Ve tabi ki Dövüş Klubü'nü, Gizli Pencere'yi ve daha nicelerini okumuş ve izlemiş günümüz seyircisi, öteki devlet dairesinde Golyadkin'in karşı masasına ilk oturduğu anda ötekinin gerçek olmadığını, Golyadkin'in bilinç altının bir oyunu olduğunu biliriz. "Doppelganger" hikayeleri, eskiden olduğu kadar sıra dışı değil artık.
Kavram çeşitli mecralarda tekrar tekrar değerlendirilmeye ve karşılık bulmaya devam etmiş ve ediyor. "Kopyalanmış Adam" Nobel ödüllü yazar Jose Saramago'nun benzer bir hikayesi. İşin ilginç yanı, hem "Öteki" nin hem "Kopyalanmış Adam" ın yakın zamanlarda sinema uyarlamaları oldu. "Öteki" Amerikalı bir yönetmen tarafından "The Double" ismiyle çevrilirken "Kopyalanmış Adam" Kanadalı bir yönetmen tarafından "The Enemy" ismiyle vizyona girdi. Aynı dönemlerde Türkiye'de de Tayfun Pirselimoğlu'nun başrolünü Ercan Kesal'in oynadığı "Ben O Değilim" filmi sinemaya geldi. "Ben O Değilim" de yavaş yavaş başkasının kimliğine bürünen bir karakteri izliyoruz. Yani madalyonun diğer yüzü; kimliğini yavaş yavaş ötekine kaptıran Golyadkin'i değil, Golyadkin'in kimliğine yavaş yavaş bürünen ötekinin hikayesi. Bu konuda hicivli bir bilimkurgu öyküsü de Ray Bradbury tarafından yazılmış. Ev hayatı dışına çıkabilmek için yokluğunda kendisinin yerini alması için bir robot satın alan adamın öyküsü; ancak robot kendisinin boşluğunu doldurmak yerine yavaş yavaş yerini de almaya başlıyor. Şeytani ikiz öyküleri Guy de Mauppasant'tan Clive Barker'a, Stephen King'e, Paul Auster'e kadar uzanmaya devam ediyor. Her ne kadar birebir ikiz ya da kendisinden başka bir kişi sınıflarına uymasa da Dr. Jekyll & Mr. Hyde, Dövüş Klubü, Yerdeniz Öyküleri diye uzayıp giden akraba öyküler de var. Bu öykülerin çoğunluğunda iyi ve kötü, güçlü ve zayıf, ışık ve gölge, Yin Yang gibi iç içe, birbirinden ayrı değil birbirinin tamamlayıcısı unsurlar. Öte yandan konuyu kimlik bunalımı, alt kimlik vb. kavramlar açısından ele almayanlar da mevcut. Mesela Kieslowski'nin "Veronika'nın İkili Yaşamı", ya da bir uzay istasyonu gerilimi "The Moon" gibi. Yakın zaman komedi dizilerinden "How I Met Your Mother" da bile doğrudan "Doppelganger" olarak adlandırılan karakterler gördük. Daha gerçekçi bir pencereden bakmak isteyenler içinse çeşitli internet siteleri mevcut. Fotoğrafınızı yüklediğiniz zaman dünyada Doppelganger'iniz olan kişiyi bulup size getiriyor.